Türkiye Gemi İnşa Sanayiinde İş Sağlığı ve Güvenliği Sorunlarına Dikkat Çekmek
Son yıllardaki performansı göz önüne alındığında Türkiye, toplam 72 tersanesi ve 4 milyon tonu aşan dedveyt tonaj kapasitesiyle bölgede yeni inşa ve gemi onarımında öne çıkan ülkelerden biri olduğunu göstermektedir. İstanbul merkezli Çavuş & Coşkunsu Hukuk Bürosu’ndan Çağlar Coşkunsu ve Burak Özdemir, ShipBuilding Industry için kaleme aldıkları bu yazıda, Türk tersanelerinde çalışan çok sayıdaki alt işverenin içinde bulunduğu durumu ve bundan kaynaklanan iş sağlığı ve güvenliği sorunlarını ele alıyor. Yazarlar ayrıca güçlü bir sendikal yapının ve devlet altyapısının destekleyici rolüne dikkat çekiyor.
Türkiye, gemi inşasında yükselen bir ülkedir; tersaneleri son dönemde konvansiyonel konteyner gemileri ve dökme yük gemilerinin yanı sıra küçük ve orta ölçekli karmaşık açık deniz ikmal gemileri (offshore supply vessels), balıkçı gemileri ve tankerler için de yeni siparişler almıştır. Dünyanın başlıca gemi inşa ülkeleri olan Çin, Güney Kore ve Japonya ile karşılaştırıldığında Türkiye’nin sipariş sayısı daha az olabilir; ancak Türk tersanelerinin atıl olduğunu söylemek pek mümkün değildir. Kalite ve teknoloji yıllar içinde büyük ölçüde gelişmiştir. Bu da gemi onarımı ve özel tip gemiler için sipariş artışına yol açmıştır.
Türk tersaneleri, milli savaş gemileri için yeni nesil fırkateynlerin geliştirilmesinde Türk Deniz Kuvvetleri ile yakın iş birliği yapmaktadır. Bu yeni fırkateynlerin geliştirilmesi kapsamlı bir araştırma ve geliştirme programı gerektirmektedir. Bu programdan edinilecek bilgi birikimi, yurt dışına yeni savaş gemisi ihracatı fırsatlarının doğmasını sağlayabilir. Yurt içinde inşa edilen ilk nesil savaş gemileri Türk Deniz Kuvvetleri’ne teslim edilmiştir bile. Türk tersanelerinin Türkiye ekonomisinde önemli bir rol oynadığı açıktır.
Bu yazı, Türkiye’de gemi inşa ve gemi onarım sektöründeki çalışma hayatı sorunlarına odaklanmaktadır. Son yıllarda yaşanan iş kazaları nedeniyle Türk tersaneleri gündemin odağına yerleşmiştir. Çalışan çalışma saati sayısına dayanan Türk tersane istatistiklerinin, Çin, Güney Kore, Japonya ve Singapur tersanelerine kıyasla daha az kaza gösterdiği düşünüldüğünde bu durum şaşırtıcıdır. Bununla birlikte Türkiye’nin daha iyi sicilinden bağımsız olarak, tüm tersaneler her türlü tersane kazasını önlemeyi hedeflemelidir.
Türkiye, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşme ve tavsiye kararlarının çoğunu onaylamıştır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, tersanelerde işçi güvenliğine ilişkin çeşitli kural ve düzenlemeleri uygulamaya koymuştur. Bakanlık ayrıca 2007 yılında “Tersanelerde İş Sağlığı ve Güvenliği Denetimi” adıyla bir proje başlatmıştır. Bu proje kapsamında bugüne kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri düzenli denetimler yapmıştır. Bu projenin sonucunda yeni düzenlemeler getirilmesi mümkündür. Ancak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın “Tersanelerde İş Sağlığı ve Güvenliği Denetimi Projesi” raporu, tersanelerin devlet tarafından denetlenmesinin yeterli olmadığını; tersanelerin ve ilgili tarafların Türk tersanelerinde iş kazalarını önlemek için iş birliği yaparak güvenliği öncelikli bir konu olarak ele almaları gerektiğini belirtmektedir.
Türk tersaneleri Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Derneği çatısı altında iyi örgütlenmiş olsa da işçi sendikaları için aynı şey söylenemez. Gemi inşa ve gemi onarım sektöründeki işçilerin yalnızca yüzde 10’unun sendika üyesi olduğu tahmin edilmektedir. Bununla birlikte Türkiye’de tersane işçilerinin çoğu, üçüncü kişi konumundaki alt işveren şirketler aracılığıyla çalıştırılmaktadır. Alt işverenlerin bu denli fazla olması, işçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin düzenlemelerin uygulanması için ilgili taraflar arasında gerekli örgütlenme veya iş birliğine yönelik ortak bir zemin oluşturulmasını güçleştirebilir.
İşçi sendikaları alt işverenlik uygulamasını yoğun biçimde eleştirmektedir. Ancak yeni inşa siparişlerindeki eğilimler ve genel olarak denizcilik piyasası, alt işverenlere hâlâ ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. Türk tersanelerindeki tüm işlerin alt işverenler tarafından yürütülmesi kabul edilemez. Türk tersanelerinin çoğu uluslararası alanda tanınan yüksek standartlara sahip olup büyük klas kuruluşlarınca denetlenmekle birlikte, ne yazık ki alt işverenler için aynı durum geçerli olmayabilir. Alt işverenler de Türk gemi inşa sanayiinin geri kalanıyla aynı eğitimi almalı ve aynı yüksek iş sağlığı ve güvenliği standartlarında çalışmalıdır.
Ölümlü kazaların sınıflandırılması ve mesleki tehlikelerden zarar gören işçilerin eğitim düzeyi konusunda pek çok araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalar dahi gemi inşa ve gemi onarım sektörünün kazaların önlenmesine önem verdiğini göstermektedir. Akademik araştırmalar, kazaların başlıca nedeninin çalışanların dikkatsizliği olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışanlar, koruyucu donanım mevcut olsa bile iş sağlığı ve güvenliği talimatlarına her zaman uymamaktadır.
Dolayısıyla zayıf işçi sendikalarının, tersanelerin güvenlik kültürünü geliştirmesini zorlaştırdığını belirtmek gerekir. Denizcilik sektörünün ihtiyaç duyduğu güvenli örgütsel ve operasyonel standartların geliştirilmesine odaklandıkları için işçi örgütleri desteklenmelidir. İleride küresel denizcilik piyasasındaki kriz sona erdiğinde, bugün alt işverenlerce yürütülen işler, geleneksel bir tersane organizasyonunun kapsamına girdiği ölçüde tersanelerin kendisi tarafından üstlenilebilir.
Sonuç olarak Türkiye’nin yüksek mevzuat standartlarına ve iyi örgütlenmiş tersanelere sahip olduğunu söylemek yerinde olur. Ancak yukarıda anlatılanlar, çalışma ortamlarının daha da güvenli hâle getirilmesi için hâlâ yer olduğunu göstermektedir. İşçi sendikaları henüz yeterli ağırlığa sahip olmadığından, uygun seminerler düzenleyerek işçileri eğitme ve bilgilendirme görevi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Derneği’ne düşecektir.
Bu konuda sorunuz mu var?
Avukatlarımız konunun sizin dosyanıza nasıl uygulandığını görüşebilir.
+90 212 245 56 02Bize ulaşın →